YÜKSEL’E KİM SAHİP ÇIKACAK?
Ankara’nın sokak hareketliliğinin en yoğun olduğu, eylem ve buluşma noktası olan Yüksel ve Konur Caddesinin en eski binalarından biri olan Mülkiyeliler Birliği binasını yönetim kurulu yıkmaya karar verdi. Bu yıkımdan sonra Yüksel ve Konur asla bir daha aynı olamayacak.
Bu yıkımdan müteahhit ve Yüksel’e geçen yaz saldırı girişiminde bulunup da geri püskürtülenler kazançlı çıkacak. Mülkiye, sol, demokrasi ve sokak ise kaybedecek.
Bir demokratik kitle örgütünün böyle önemli bir anlaşmayı üyelerinin onayına sunacağı Genel Kurul’dan geçirmeden imzalamasını da hiçbir etik değerle bağdaştıramıyoruz. Liberalizmin sömürü aygıtlarından biri olan Yap-İşlet-Devret sisteminin uygulanması, Mülkiyeliler Birliği’nin devrimci/demokrat kimliği ile bağdaşmamaktadır.
Elbette görüşlerimize uygun ve parası olan bir müteahhit bulmak neredeyse imkansız fakat bu müteahhit sadece binayı yapmıyor aynı zamanda 15 yıl boyunca işletmesini de alıyor işte bu nedenle müteahhidin kimliği çok büyük önem taşıyor. İşin verildiği şirket, Ankara Büyükşehir Belediyesinin kentsel dönüşüm projelerinin baş aktörlerinden birisidir. Gökçek’e çok sayıda iş yapmıştır. Bunların karşılığı olarak, imar planı değişikliği yapılarak, BOTAŞ’ın Ankara’yı besleyen ana doğal gaz boru hattının geçtiği ve daha önce ağaçlandırılacak alan olarak planlanan arsa üzerine ANSE ev gereçleri alışveriş merkezi yapılması hakkını almıştır. AVM nin kurulduğu, Etimesgut Erler Mahallesi Parselasyon Planlarını yapan firma da aynı şirkettir.
Ayrıca Mülkiyeliler Birliği web sayfasında yer alan sözleşmeden görülmektedir ki; Mülkiyeliler Birliği binayı kendisi için değil müteahhit için yaptırmaktadır. Sözleşmede otel olarak kullanılan binanın tamamı, idari binanın ise giriş ve teras katı ile bu iki bina arasındaki bahçe ve bir bodrum kat müteahhide işletme için 15 yıllığına verilirken, Mülkiyeliler Birliği’ne ise sadece 3 kat ve bir bodrum kat verilmektedir. Bu da, mevcut binaların sadece restoran hizmeti verdiği eleştirisini getiren Mülkiyeliler Birliği yönetiminin kendi kendisiyle çeliştiğinin kanıtıdır.
Mülkiyeliler Birliği yönetiminin çelişkileri bundan ibaret değildir. Yönetim binaların yıkımının rant amaçlı olmadığını söylüyor olsa da, İnşaat Mühendisleri Odası’ndan almış oldukları rapor binanın 8 trilyon olan değerinin 13 trilyona çıkacağını göstermektedir. Yani yönetim bina rantını %60 oranında artırarak mevcut alanda bir tür plaza yapmak niyetindedir. Sonuç olarak öyle bir binanın önünde ne seyyar satıcılara, ne sokak müzisyenlerine yer yoktur. Bu rant mantığının da mevcut sağ hükümetinkinden pek farkı yoktur. Nitekim onlar da tüm eski binaları yıkılıp gökdelen ya da AVM yapılacak döküntüler olarak görmektedir.
Biz sokağın sesinin kesildiği, insanların AVM’lere tıkıldığı, sokak kültürünün ortadan kaldırıldığı böyle bir dönemde Mülkiyelilerin binasının yıkılmasına kesinlikle karşıyız. Yıkım ve yeniden yapılandırma adı altında paylaşım kavgalarının yapıldığı çirkin ilişkilerden tamamen bağımsızız. Ne binanın işletilmesi, ne Mülkiyeliler Birliği yönetimi ne de pay isteyenlerle ilişkimiz yoktur. Biz Melih Gökçek’in 15 yıldır yaptığı kenti çirkinleştirme çalışmasına, Konur-Yüksel sokaklarında Mülkiyeliler Vakfı tarafından bir örnek daha eklenmesin diyoruz.
Sokağımıza, kentimize ve kültürümüze sahip çıkıyoruz. Mülkiyeti Mülkiyelilerin, sokak bizimdir.
Mülkiyelilerin Yıkımını Durduralım Girişimi
